erturgut sanat iletişim
Müzik – Resim – Tiyatro – Fotoğraf Kursu İzmir

Şan – Ses Hastalıkları


Erturgut Sanat Merkezi > Şan > Şan – Ses Hastalıkları

Birçok insan için şikâyet nedeni olmayan durumlar, ses sanatçıları, özellikle de opera sanatçıları için son derece sıkıntı verici sorunlar yumağı haline gelebilir..

Ses Hastalıkları

Şarkıcılarda en sık rastlanan hastalıklar olarak ses teli nodülü, ses teli polibi, ses teli kistleri, ses tellerinde doku aralarında koyu kıvamlı sıvı birikmesi -tıp dilinde buna “Reinke ödemi” adı verilir-, üst solunum yolları enfeksiyonları, mide sıvısının boğaza geri akması -tıbbi terimi “reflü”dür-, şarkı sesinin yanlış kullanılması, konuşma sesinin yanlış kullanılması, ses teli iltihabı, hipotiroidi, cinsiyet hormonu bozuklukları, genel sağlık sorunları ve ses teli harabiyeti sayılabilir.

Ses Teli Nodülü

Ses teli nodülleri iyi huylu mukoza hastalıkları içinde, erişkin ve çocuklarda görülen en sık ses kısıklığı nedenidir. Ses teli nodüllerine genç kadınlarda ve erkek çocuklarında daha sık rastlanır. Topluluk içinde çok konuşan, mesleklerini sesiyle icra eden kişilerde görülme sıklığı, diğer meslek gruplarına oranla daha fazladır. Mide sıvısının boğaza geri akması nedeniyle, hastanın boğazım kazıması da nodüllerin oluşmasına yol açabilir.
Ses teli nodulu, şarkıcıların en korktukları hastalıktır. Sesi bozmayan ve rastlantıyla görülen nodüller de vardır. Öyle ki, bazı ünlü ses sanatçıları kariyerlerini ses tellerindeki nodüllerle yapmışlardır. Bu nodüllere dokunmak doğru değildir. Ancak çoğu kez nodulu olan şarkıcının sesi kısılır, hava kaçağı fark edilir, sesin alt ve üst tonlarında kayıplar ortaya çıkar. Özellikle üst notalarda genişliğin azalması, soluk almada artış, sesteki esnekliğin kaybolması ve sesin kabalaşmasından şikâyet edilir.

Sahnede uzun bir süre büyük efor sarf eden sanatçı, boynunun tüm ön kısmında, yorgunluk ve ağrı duyduğunu belirtir. Ses teli nodulu rahatsızlığında, ses genellikle kısık, kaba, çatallı ya da nefes nefese çıkar.
Ses teli nodulu konuşma ve şarkı sesinin kötü kullanılmasından kaynaklanır. Nodulun boyu, şekli, rengi ya da simetrik olup olmaması her hastada değişiklik gösterebilir. Bu durum, sesin kötü kullanıldığı süre ve şiddetiyle ilişkilidir.
Tedavide ilk önce kesinlikle ses eğitimi denenmelidir. Bu tedavi, hastaların çoğunda etkili olacaktır. Bazen çok büyük nodüller bile 6-12 hafta içinde gerileyip yok olabilir ya da şikâyetleri ortadan kaldırabilir. Nodul ameliyatı gereken şarkıcıların ameliyat öncesi ve sonrası ses eğitimleri ise, hastalığın tekrarlamasını önlemede en önemli etkendir.

Ses Teli Polipleri :

Ses teli polipleri genelde tek ses telinde, özellikle sesini zaman zaman birdenbire yükselterek konuşan ve gürültülü ortamlarda çalışanlarda görülür. Poliplerin ses teli içindeki küçük bir damarın yırtılması ile başladığı düşünülmektedir. Eğer bu tür bir oluşum sonrası ses teli dinlendirilmezse polip giderek belirginleşir.

Aşırı bir ses eforunu takiben gelişen ses kısıklığı, polipli hastaların en büyük derdidir. Ses teli polipleri genellikle ses telinin üçte bir oranında ön, üçte iki oranında ise arka birleşim bölgesinde yerleşir ve ses teli nodülünden daha büyük olur. Erken dönemde siyahımsı ve kanamalı bir görüntüsü vardır. Özellikle saplı ve sapı uzun polipler, solunum sırasında hareket ederler.

Polipler kimi zaman kendiliğinden gerileyebilir, ancak çoğu zaman cerrahi girişim ile çıkarılmaları gerekir. Bazı hastalar düşük dozda kortizon tedavisi ve ses eğitimi ile düzelmektedir.

Ses Teli Kistleri :
Bu kistler mukoza altında yerleşmişlerdir. Kistlerin doğumsal olabileceği gibi daha sonra oluştuğunu savunanlar da vardır. Hastalığın nedeni, genellikle sesin kötü kullanımıdır. Hasta, hekime ses teli nodülünde görülen yakınmalarla gelir. Teşhiste bazen sorunlar çıkar.

Örneğin; reflü vb. nedenlere bağlı ödem sonucunda yapılan antiödem tedavisi ile, bazen ilk muayenede görülmeyen kistlerin, ödemin kaybolması ile görülebilir hale gelmesi söz konusudur.

Kistler cerrahi dışı tedavilere yanıt vermezler. Ses teli üzerindeki mukozaya küçük bir keşi yapılarak kist çıkartılır. Mukoza tekrar yerine yatırılır ve mukoza fazlalığı çıkarılır. Ameliyat sonrasında ses eğitimi yapılmasında fayda vardır.

Reinke Ödemi :(Ses Tellerinde Sıvı Birikimi)

Reinke ödemi ses tellerinde, Reinke mesafesi denilen mukoza altındaki aralıkta yaygın bir şekilde sıvı toplanmasıdır. Genellikle iki taraftaki ses tellerinde birden oluşur. Ses tellerinde simetrik, donuk renkli, ses teli kenarlarına tutunmuş su torbası gibi bir görünüme sahiptir.

Bazen bu sıvı birikimi hava yolunu tıkayacak kadar yaygın olabilir. Sesini kötü kullanan ve sigara alışkanlığı olan orta yaştaki kişilerde daha sık görülür. Ses tellerini sürekli tahriş eden öksürük sonrasında ve boğaz temizleme alışkanlığı olan kişilerde de gözlenebilir. Sigara, alkol yasağı ve ses eğitimine rağmen gerilemeyen bu hastalık cerrahi müdahale gerektirir.

Profesyonel ses sanatçıları ile tiyatro sanatçılarında ve sunucularda sık rastlanır. Araştırma sonuçları, reflü olarak adlandırılan mide sıvısının boğaza geri akması ile reinke ödemi arasında bir ilişki olduğunu saptamıştır.

Üst solunum yolların’da nezle, grip, farenjit gibi hastalıklar olup da buna rağmen gırtlağı normal görünen sanatçı, kendini iyi hissediyorsa şarkı söyleyebilir. Tabii ki sanatçıya her zamanki gibi söyleyemeyeceği hatırlatılmalı, üst bölgelerdeki bazı değişiklikleri göz önüne alıp buna göre şarkı söylemeye çalışması önerilmelidir. Şarkıcının da bu durumda şarkı söylemesinin neler getirip neler götüreceğini hesaplayıp prova sırasında müzisyen arkadaşlarıyla tartışıp sahneye çıkıp çıkmamaya karar vermesi gerekir. Eğer sanatçının tekniği iyi ise enfeksiyonun getireceği sıkıntıları rahatlıkla bastırıp normal performansını gösterir.

Reflü (Mide Sıvısının Boğaza Geri Akması)

Şarkıcılarda sık görülen bir rahatsızlıktır. Şarkıcılar sahneye boş mideyle çıkmayı tercih ederler çünkü dolu mide karın kasları denetimini azaltır. Düzensiz beslenme şekline ve zamanlı zamansız yemek yeme alışkanlığına bir de stres eklenince mide asidi artar. Mideden boğaza doğru oluşan buasit kaçağı gırtlak bölgesinde tahrişe ve su toplanmasına neden olarak seste sorunlar yaratır.

Boğazda şişlik hissi ya da yutma güçlüğü, sürekli ses kısıklığı, boğaz temizleme ve öksürük, mide asit kaçağının belirtileri olabilir. Bazı hastalarda salya ve balgam şeklinde aşın miktarda burun ve boğaz salgısı da görülebilir.Mide asit kaçağının tedavisinde, alışkanlıkları ve beslenme düzenini değiştirmek, mide asidini azaltıcı ilaçlar kullanmak gerekir.

Ses Teli Kanaması :

Ses teli kanaması şarkı söylemeyi engelleyen bir rahatsızlıktır. Bu durum klinik olarak saptanırsa hemen kesin bir ses istirahatine başlanır ve rahatsızlığa yol açan hastalık araştırılır. Ciddi kanamalar ya da mukoza harabiyeti, ses telinde sertleşmeye neden olur ve buna bağlı olarak ses tellerinin titreşimleri bozulur. Bu da ses kalitesine yansır. Bu durum genellikle cerrahi yaklaşıma gerek göstermez. Çünkü dokular arasında biriken kan zamanla kendiliğinden dağılır. Özellikle kadınlarda, âdet dönemlerinde kanama ihtimalinin arttığına dikkat etmek gerekir.

Gırtlak İltihapları

Birdenbire oluşan gırtlak iltihapları oldukça sık görülen, ses sanatçıları ve hayatını sesini kullanarak kazanan kişiler için rahatsız edici bir durumdur. Ses tellerindeki şişme ve kızarıklık iltihap sonucu olabilirse de, bazen iltihap olmadan da aynı durum meydana gelebilir. Bu durum genellikle sesin aşın ve kötü kullanımıyla ortaya çıkar. Bunun yanı sıra alerji ve bazı tahriş edici maddeler nedeniyle de oluşabilir. Hastada boğaz ağrısı, yutkunurken ağrı, giderek artan ses kısıklığı ve bazen de sesin hiç çıkmaması söz konusu olabilir. Ses genellikle boğaz kazıma hareketinden sonra ya da konuşmanın başlarında düzelme eğilimi gösterir, ancak kısa bir süre sonra daha da kötüleşir. Gırtlak iltihabı bakteri ya da virüsler nedeniyle oluşabilir. İltihap, ses tellerinin altındaki bölgeyi de etkisi altına almışsa sorunu kısa sürede çözümlemek zor olacaktır.

Hipotiroidizm

İnsan sesi hormonal değişikliklere karşı çok hassastır. Bu hormonal değişikliklerin çoğu, etkisini gırtlak mukozası üzerinde gösterir. Ses tellerinin hacim ve şekilleri değişir, ses bozulur. Mekanizması pek iyi aydınlanmamış olmakla birlikte hipotiroidizmin, yani tiroid bezinin hormonunun azalmasının, sesi bozduğu çok iyi bilinir. Hafif hipotiroidizmde bile ses kısıklığı, ses yorgunluğu, seste perdelenme ve puslanma, ses genişliğinin daralması, boğaza bir şey takılmış hissi gibi yakınmalar görülür.

Cinsiyet Hormonları

Cinsiyet hormonlarına bağlı sorunlara, genellikle kadın ses sanatçılarında daha sık rastlanır. Hormonal değişiklikler sonucu işlevsel, yapısal ve psikolojik bozukluklar ortaya çıkar ve ses bozulur. Ses şiddeti azalır, yüksek tonlara çıkmak güçleşir. Ses yorgunluğu ve seste boğukluk gözlenir. Bu nedenle bazı operalar solistlerini âdet dönemleri öncesinde izinli sayarlar. Doğum kontrol hapları birkaç ay gibi kısa bir süre kullanılsalar bile bazen sesi tamamen bozabilirler. …Bu ses bozukluğu genellikle tamamen normale döner. Ancak hamilelik sırasında da âdet dönemindekine benzer ses değişiklikleri ortaya çıkar ve kalıcı olabilir.

Ses bozukluğundan korunmak için âdet dönemlerinde kullanılabilecek güvenilir bir ilaç yoktur. Ancak bazı ilaçlarla âdet tarihi değiştirilerek, konser tarihinden sonraki günlere ertelemek mümkündür. İdrar söktürücü ilaçlar ses telindeki proteine bağlı sıvıları boşaltmaya yetmez. Ayrıca sıvı kaybına yol açarak mukozayı bozabileceğinden, bu ilaçların kullanılması doğru değildir.

Âdet döneminde görülen karın ağrıları, karın bölgesindeki kasların desteğini bozduğu için şarkı söylemek güçleşir. Bu durum hamilelikte de sorun yaratır. Karın kasları desteği herhangi bir nedenle, örneğin karın bölgesine yapılmış bir ameliyatla bozulmuş bir şarkıcıyı, durum düzelene kadar şarkı söylemekten alıkoymak en akıllıca iştir.

Genel Durum Bozukluğu

Şarkıcılar da sporcular gibi genel sağlık ve fizik kondüsyon bakımından çok iyi durumda olmalıdır. Karın kaslarının desteği ve solunum özellikle önemlidir. Eğer bir sanatçı iki kat merdiven çıkınca nefes nefese kalıyorsa, bırakın bir opera söylemeyi kısa bir resitali bile çıkaramayacaktır.

Kansızlık ve halsizlik yapan her türlü hastalık, gırtlak ve boyun kaslarının çalışmasını ve mukoza özelliklerini bozar. Karın kaslarının çalışmasını bozan çeşitli hastalıklar, örneğin ishal, kabızlık da şarkı söylemeyi engeller. Ayak bileğinin burkulması bile vücut dengesini bozacağından, şarkıcı bu durumu dengelemek için farkına varmadan sesini yükseltir. Buna bağlı olarak sesi yorulur ve boynu ağrır. Uykusuzluğun da birçok ses sanatçısının performansını etkilediği, bilinen bir gerçektir.

Anksiyete (İç Sıkıntısı)

Şarkıcının psikolojik durumu ses mekanizmasını doğrudan etkiler. Ses, heyecanın en açık ve güzel göstergesidir. Bir tanıdığımızın telefonda “alo” diyen sesinden, haberin iyi mi kötü mü olduğunu anlayabiliriz. Heyecanlandığımızda sesimiz titrer.

Profesyonel ses sanatçılarında sahne öncesi anksiyete, yani iç sıkıntısı vardır ve bu doğaldır. Normal koşullarda sahne ve gösteri sanatçıları iç sıkıntılarını kontrol altında tutmayı başarırlar. Hattâ bazı sanatçılar bunun bir avantaj olduğunu bile öne sürerler ve bu iç sıkıntılarını enerji ve heyecana dönüştürüp seyircilere aktarabildikleri zaman başarıkazandıklarım söylerler.

Genç sanatçılardaki aşırı iç sıkıntısı yetersiz çalışmadan kaynaklanır. Deneyimli sanatçılarda bile bazı olağanüstü durumlarda bu sıkıntıyı kontrol etmek mümkün olmaz. Bu gibi durumlarda ses sanatçısı sesinin kısıldığım, yorulduğunu, ses kalitesinin değiştiğini söyler ya da sesiyle ilgili başka şikâyetler öne sürer.

Eğer bir sanatçı ilaç kullanmadan sahne korkusunu yenemiyorsa, altında daha ciddi bir sorun yatabilir ve psikoterapi faydalı olabilir. Bazen en dayanıklı ve sağlıklı sanatçılarda bile stres büyük sorun oluşturabilir. Eğer bu stres, kurumun idaresinden, şan hocasından ya da sanatçının yakınlarından kaynaklanıyorsa hekimin müdahalesi yararlı olabilir. Bazen sanatçı, katılmak istemediği bir prova ya da temsilin sorumluluğunu doktoru ile tartışarak paylaşabilir.

İç sıkıntısı ve stresin altında daha ciddi bir psikiyatrik sorun yatıyorsa psikiyatri konsültasyonu ve psikiyatrik ilaç kullanımı gündeme gelebilir. Bu durumda kullanılan ilaçlar mukoza kuruluğu ve seste titremeye neden olacağından, sanatçının yaptığı işe bir süre ara vermesi gerekecektir.

Ameliyatlar ve Entübasyon

Profesyonel bir şarkıcının gırtlakla ilgili ameliyat geçirmiş olması, üzerinde durulması gereken bir durumdur. Ameliyatın niçin, nasıl, kim tarafından yapıldığı, entübasyonun, yani ses telleri arasından soluk borusuna tüp takılıp takılmadığı etraflıca araştırılmalıdır. Entübasyon dediğimiz işlem sırasında anestezi uzmanı uyarılmalı ve daha az tahriş edici tüpler kullanılmalıdır. Hattâ bu uğurda, hastanın alnına “Dikkat! Kırılabilir” sembolü bulunan bir çıkartma bile yapıştırılabilir

Bademcik Ameliyatı

Bademcik ameliyatı sonrasında şarkıcılar ses kısıklığından, ses kalitelerinin değişmesinden şikâyetçi olabilirler. Bademciklerin çıkarılması sesi değiştirebilir. Bademcik ameliyatı sonrası oluşan sert bağ dokusu ve ses telleri üzerindeki rezonans bölgesinin yapısındaki değişiklik buna neden olabilir ve bazen de ses değişimi kalıcı olur. Eğer bademciklerin çıkarılması mutlaka gerekliyse, ameliyatın etkisini azaltmak için uygun bir plan çerçevesinde çalışmak gerekir. Bazı durumlarda aşırı büyük bademciklerin alınması, rezonans boşluklarını genişleterek hastanın sesine olumlu bir etki yapabilir. Yine de bu sorunun, ses sanatçısının mesleki yaşamının erken dönemlerinde halledilmesi daha sağlıklı olacaktır.

Tiroidektomi (Guatr Ameliyatları)

Tiroidektomi gibi boyun bölgesine yapılan ameliyatlar ses değişikliklerine neden olabilir. Bu durum nadir de olsa ameliyat sırasında gırtlağa giden ve ses tellerinin hareket etmesini sağlayan sinirlerin zedelenmesine bağlı olarak ortaya çıkar. Boyundaki kasların kesilmesi de sesi olumsuz etkiler. Ayrıca hastayı uyuttuktan sonra kullanılan entübasyon işlemi, mukoza altında seyreden sinirlere baskı yaparak, geçici bir süre ses tellerinde hareket bozukluğuna ve ses değişikliklerine neden olabilir. Bu durumun geçici mi, kalıcı mı olduğu yönünde fikir sahibi olmak için gırtlak kaslarının elektrik potansiyellerinin ölçülmesi gerekir.

Göğüs ve Karın Ameliyatları
Bu bölgelere yapılan ameliyatlar solunum ve karın kaslarının desteğini etkilemekte ve ses kalitesinde değişikliklere neden olmaktadır.

Kronik Kansızlık
Kansızlığın da ses kısıklığına yol açtığı saptanmıştır.

Bademcik İltihabı

Ses sanatçılarına da diğer hastalar gibi tanı konulup tedavi edilir. Ancak hastanın, bu tedavi sırasında sesinde değişiklikler olabileceği konusunda bilgilendirilmesi gerekir.

Rezonans Boşluklarını İlgilendiren Uyumsuzluklar

Büyük yutak, küçük gırtlak ya da bunun tersi, çok büyük dil ve çene açılım eksikliği gibi organik farklılıklar sesi olumsuz etkileyen faktörlerdir. İşitme Kaybı

Şarkıcılardaki işitme kaybına fazlasıyla dikkat edilmelidir. İyi şarkı söylemenin temelinde işitsel kontrol yatar. Eğer şarkıcı işitme kaybının farkında değilse, kontrol mekanizmasındaki değişimler nedeniyle sesinde bozulmalar olacaktır.

Sinüzit
Sinüzit sırasında ya da kronik sinüzite bağlı olarak oluşan geniz akıntıları, doğrudan gırtlağı ve ses tellerini etkilemektedir. Ayrıca sinüslerin doluluğu rezonansı bozarak ses kalitesinde değişiklikler yaratır. Sinüslerin doluluğuna yol açan alerjik sorunlar ve poliplerin varlığı da sesin bozulmasını artıran faktörlerdir.

Ses Telinin Kanser Öncesi Düzensizlikleri

Uzun süreli tahriş edici maddelerin kullanımı ya da sesin zorlanması, gırtlağın sürekli mide asidi kaçağına uğraması gibi mekanik tahrişler gırtlak mukozasında kalınlaşma, yüzeydeki tabakanın kabalaşması gibi değişimlere yol açar. Tahriş edici maddeler yüzeydeki tabakayı farklı derecelerde etkiler. Bunların muayene sırasında fark edilmesi, bu konuda alarma geçilmesini ve daha sıkı bir takip yapılmasını zorunlu kılar. Sorun büyüyerek mukoza tabakasında hücre çekirdeği değişimlerinden, diğer tabakalardaki düzensizliklere kadar gidebilir.

Değişimler hafif, orta ve ağır olarak sınıflandırılır. Ağır formdan sonraki değişiklikler kanser olarak değerlendirilir. Bu tip kanser öncesi belirtilerde en sık ve önemli klinik bulgu, üç haftayı aşan ses kısıklığıdır. Ses kısıklığı hafif ya da şiddetli olabilir ve genellikle gün sonunda yorgunluğa bağlı olarakçok şiddetlenir. Diğer bulgular ise boğazda kazınma, yaygın düzensizliklerde ise boğazda kuruluk ve yabancı bir cismin takıldığı duygusudur. Kesin tanı ancak biyopsi ile mümkündür.

Bu tür düzensizlikler saptandığında hekimin önerileri öncelikle şunlardır: En başta tahriş edici madde olan sigara tamamen terk edilmelidir. Sesin zorlandığı durumlarda ses terapistine başvurulmalıdır. Solunum yolu enfeksiyonlarından korunmalı ve mukozada yaptığı olumlu etkiler göz önüne alınarak “A” vitamini kullanılmalıdır. Hasta sık aralıklarla izlenmeli ve gerekirse tekrar tekrar biyopsiler alınmalıdır.

Kas Gerilimine Bağlı Ses Kısıklıkları
Organik değişiklikler fonksiyonel ses bozukluklarına neden olabileceği gibi, fonksiyonel bozukluklar da gırtlakta bazı ikincil sorunlara yol açabilir. Fonksiyonel dediğimiz bu işlevsel ses değişikliklerinde solunum organının aktivitesi, ses tellerinin kütlesi ve gerilimi, solunum yollan ile ilgili kas aktivitesi, hattâ tüm vücut aktivitesi rol oynar.

Etiket: ,

erturgut sanat merkezi Aşağıdaki İlginç Yazıları Okumanızı Öneririz