erturgut sanat iletişim
İzmir'de Müzik, Resim, Tiyatro, Fotoğraf, Yazarlık, Dans, Yaratıcı Drama, Diksiyon Kursları

Erturgut Sanat Merkezi Nasıl Kuruldu: Kuruluş Hikayesi?


Erturgut Sanat > Erturgut Sanat Merkezi > Erturgut Sanat Merkezi Nasıl Kuruldu: Kuruluş Hikayesi?

Kurucumuz Murat Erturgut’tan, Erturgut Sanat’ın ilginç ve bir o kadar da büyük bir girişimcilik örneği olan hikayesini diniyoruz! Henüz 18 yaşındayken kendi başına çıktığı yolda, kendi çabalarıyla kuruş kuruş biriktirdiği parayla, bugün Türkiye’nin önde gelen sanat merkezlerinden biri haline gelen Erturgut Sanat’ı kuran Murat Erturgut, o günlerden bu günlere nasıl geldiğini anlatıyor.


15 Metrekare 1 Oda ve 1350 TL Para

Erturgut Sanat adına her şey, hemen hemen 15 metrekare kadar küçük bir alanda, ufacık bir odada gitar dersleri vermemle başladı. Çalıştığım bir stüdyonun yanındaki depo niyetine kullanılan bir odayı kiralamıştım, amacım bir yandan gitar dersleri vermek bir yandan da çalıştığım stüdyoda provaya gelen insanlara yiyecek içecek satmaktı, yani hem ufak bir kantin hem de ufak bir gitar dersliği gibi kullanacaktım kiraladığım yeri.

Cebimde, stüdyoda çalışırken ve öncesinde ise palyaçoluk yapmaktan tutun, tshirt satmaya kadar çeşitli işlerde biriktirdiğim 1350 TL param vardı ve henüz 18 yaşındaydım, nasıl yaparım? yapabilir miyim? derken “ne kaybederim ki, tüm param 1350 TL, en fazla bu paradan olurum tekrar çalışır, tekrar biriktiririm” diye bu yola girmiştim. 1350 lira neye nasıl yeter demeden 375 TL kirası olan bu küçük depoyu tutmuştum, kiralayan yeri tanıdık aracılığıyla tutmam büyün şanstı, depozitosu, emlakçı komisyonu gibi şeyler yoktu.

İlk kirayı ödedikten sonra cebimde 975 tl kalmıştı, gitar dersi vereceğim ama buralar müzikle ilgisiz gözükmemeli deyip bir de piyano satın almaya kalkışmıştım, internette 2. el sitelerinde 750 TL’ye bulduğum bir piyanoyu Ankara’dan bir müzik öğretmeninden satın alınca geriye sadece 225 lira param kalmıştı onunla da ufak tefek şeyler alayım derken bir anda elimdeki para bitmişti, evden getirdiğim bir kaç şeyle odayı doldurup ilk derslerimi vermeye başlamıştım.

Şansım yolunda gitmişti ki gitar öğrencisinden çok bana kardeş olabilecek insanlarla tanışmıştım, reklamımı yapmaya yardım ediyorlar, benimle afiş yapıştırıyorlar, broşür dağıtıyorlar, etraflarındaki insanlara benden bahsediyorlardı, bir anda aile olmuştuk, ilk ayın kirası onların sayesinde çıkmıştı, bir yandan da stüdyoya gelenlere içecek satıyor, isteyenlere tost yapıyordum tabi, diğer giderleri de karşılayabilmek adına.


Kadro Büyüyor: 3 Kişi!

Çok kısa süre sonra öğrenci sayım giderek artmaya başladı, bir yandan okula gidiyor, okuldan çıkınca da hemen derse yetişmeye çalışıyordum, durum böyle olunca, yiyecek içecek satmayı bırakmış, sadece derslere yönelmiştim. Sonrasında neden sadece gitar dersi veriyorum, konservatuarlı arkadaşlarımla konuşayım, çeşitli müzik aletlerinin derslerini de ekleyelim demiştim ve ilk olarak keman, piyano dersleri ekleyerek çalışmalarıma devam etmeye başlamıştım.

Küçücük 1 oda olduğu için, ders vermek için sırayla içeri giriyorduk, dersi biten çıkıyor diğeri giriyordu, 3 öğretmen olmuştuk 1 haftada, ay sonunda ise reklamları arttırdığımda ilk iş başvurusunu da almış ve 5-6 öğretmen olarak çalışmaya başlamıştık derken orasının bize yetmemesiyle bir kaç ay sonunda yeni bir yer arayışına girmiştik, hep beraber seferber olmuştuk yeni bir yer için, böyle hızlı büyümemin en büyük sebebi tanıştığım insanlar, samimiyetleri ve aile gibi olmamızdı, gelenler müşteri olarak girdikleri kapıdan, abi,abla ya da kardeş olarak ayrılıyorlardı hatta ders ücreti dışında senin yaşında küçük, bu yaşta neler yapmışsın lazım olur deyip fazladan para verenler bile oluyordu.

Kimisi çok şanlısın baban sana böyle bir iş kurmuş diyor, benim kendi işimi o yaşta kurmuş olduğuma ihtimal veremiyorlardı, söylediğimde de ailemden maddi değil manevi destek aldım, ben kendi imkanlarımla yaptım diye bazıları yardımcı olmaya çalışıyor bazılarıysa biraz kıskanıp farklı davranıyorlardı, boşuna dememişler mevye veren ağacı taşlarlar (:

Yaşımın küçük olması bazen olumsuzluk yaratsa da sonrasında bu olumsuzluk ortadan kalkıyordu, “bu adam işten anlar mı” gibi bakanlar biraz konuştuktan sonra ikna oluyor, öğrencimiz oluyordu, o günlerde tanıştığım insanlarla hala görüşüyorum tabi.


Minik Dev Bir Sanat Merkezi: 65 Metrekarelik Samimiyet

O tek odalık yerden ayrılıp büyük bir yere geçeyim düşüncesindeyken, ki büyük yere verecek param olmadığı için 65 metrekarelik bir yer tutmuştum, telefonda emlakçı orası yekpare demişti, meğerse demek istediği şey 65 metrekare tek parça demek istiyormuş gidip görünce anlamıştım, fakat gördükten sonra beğenmiş ve tutmaya karar vermiştim, babamla o gece oturup santim santim, bu yeri nasıl duvarlarla böleriz diye düşünmüştük, babam öyle güzel bir plan çıkartmıştı ki 65 metrekarenin içinde 3 sınıf, 1 bekleme, 1 görüşme, 1 mutfak, 1 tuvalet vardı, şaka gibi değil mi? IKEA’da gördüğünüz o minik ama kullanışlı evler gibiydi, samimi tatlı bir yerdi.

Taşınırken yine öğrencilerim, benden bir kaç yaş küçük kardeşim diyebileceğim güzel insanlar yanımdaydı, hadi taşınıyoruz dememle 1 saat içinde bütün eşyaları götürmüştük, zaten azıcık eşyamız vardı, oraya taşınınca da o 65 metrekare alan bomboş kalmıştı, 1 piyano, 1 gitar, 1 masa 1 sandalye ve 4-5 tabure! Tekrar evden bir şeyler getirerek biraz daha doldurmayı denesem de etraf bomboştu. Fakat kazandığım her kuruşu oraya yatırarak zamanla doldurmuştum içerisini, bu arada öğretmen kadrosu da 10 kişiyi geçmiş, branşların sayısı iyice artmıştı, orada çok güzel günlerimiz olmuştu.

Gece gündüz reklam yapmak için, kendimi geliştirmek için çalışıyordum ve çalışıp bir şeyleri başardığımı gördükçe bu işten daha çok zevk alıyor, severek her gün koşarak işe gidiyordum!


Batar mıyız Çıkar mıyız?

Zamanla bahsettiğim 65 metrekarelik yere de sığmayarak, şu an bulunduğumuz yere taşınma kararı da çok zor olmuştu. Her gün tost, kumru yediğimiz bir yer vardı çok girişimci bir abiydi sahibi, “İsa Abi”, bana hep yol gösteriyor, akıl veriyordu ve bana artık, “senin kafan tavana çarpıyor, burayı delmenin vakti geldi, yeni yer bulmalısın” diyordu, onun da önerileriyle yeni bir yer arayışına girdim.

 

Ve yine bir öğrencimiz sayesinde şimdiki yerimizi bulduk, burası eski yerin neredeyse 4 katıydı, 65 metrekareden 240 metrekareye hem de sahilde, denize karşı kocaman bir yerdi. Alsancak vapuruna binip, korkuyla tutmak istediğim yere uzaktan bakıyordum, babama korktuğumu, buraya geçersek altından kalkıp kalkamayacağımı sorduğumda o da hep beraber halledeceğimizi söylemişti ve dediği gibi de oldu.

 

Bugün burası bize yetmiyor, İzmir’in neredeyse her büyük ilçesinde farklı ortaklıklarla hizmet veriyoruz, şehir dışında da sanata dair girişimlerimizle Türkiye’nin önde gelen sanat merkezlerinden biri halini aldık, 1350 TL’yle başlayan yolculuk büyük bir yatırım halini aldı, nasıl dolduracağım diye düşündüğüm sanat merkezinde artık 1 iğne koymalık yer bile yok.


İşini severek, hakkını vererek yapan herkesin bunları yapabileceğine inanıyorum fakat benim hikayemin arkasında onlarca gizli kahraman var, samimiyet var, büyük bir aile var.


Teşekkürler Süper Kahramanlar!

Barış, İsmail, Kerem, Batu, Beste, Sinan, Emre, İbrahim, Orhan, Ali, Meral, Osman, Eda ve daha ismini saymadığım nice güzel insan… Erturgut Sanat Merkezi’nin kuruluşundaki gerçek kahramanlar! Her birinize çok teşekkür ederim, Erturgut Sanat varsa, bugün, sizlerin sayesinde var. Bu insanların hepsinin iyilik gibi bir süper gücü var!

( Lütfen ismini saymadığım insanlar alınmasın, buraya uuupuzun bir liste de yapılabilir bu güzel isimlerden. Listedeki herkes, çıkın gelin, Erturgut Sanat sizi özledi! Eskiler, yeniler, aileden olanlar, hayatıma dokunanlar ve hayatına dokunduklarım! )

Summary
Review Date
Reviewed Item
Erturgut Sanat'ın Kuruluş Hikayesi
Author Rating
51star1star1star1star1star

Etiket: , ,

erturgut sanat merkezi Aşağıdaki İlginç Yazıları Okumanızı Öneririz